Çevresel sürdürülebilirlik ile ekonomik büyümeyi buluşturan bu vizyonun sanayi ayağındaki en dikkat çeken projesi, sektör temsilcileri tarafından kurulan EKOSAN Ekolojik Sanayi Sitesi Toplu İşyeri Yapı Kooperatifioldu.
Kendi Enerjisini Üreten Yeni Nesil Model
EKOSAN, klasik sanayi sitesi anlayışının ötesine geçerek çevreci, sürdürülebilir ve enerji bağımsızlığına dayalı yeni nesil bir üretim ekosistemi oluşturmayı hedefliyor. Sanayi sektörünün rekabet gücünü doğrudan etkileyen enerji giderlerini düşürmek amacıyla projede güneş ve rüzgâr enerjisi gibi yenilenebilir enerji kaynakları merkeze alınıyor. Çatı üstü güneş enerji sistemleri ve verimlilik sağlayan altyapılar sayesinde, üreticilerin yalnızca enerji tüketen değil, aynı zamanda enerji üreten yapılara dönüşmesi ve maliyetlerin büyük ölçüde azaltılması hedefleniyor.Kaynak Yönetimi ve Sıfır Atık Yaklaşımı
Sıfır atık prensibini üretim süreçlerinin merkezine yerleştiren tesiste, ortaya çıkan atıklar bertaraf edilecek unsurlar olarak değil, ekonomiye yeniden kazandırılacak kaynaklar olarak değerlendiriliyor. Doğru kaynak yönetimi ile sürdürülebilir büyümeyi hedefleyen projede öne çıkan adımlar şunlardır:Atıkların kaynağında ayrıştırılması.Geri dönüşüm sistemlerinin etkin kullanılması.Üretimde israfın azaltılması.Hammadde ve ambalaj verimliliğinin artırılması.Çevre bilincinin tüm paydaşlar tarafından benimsenmesi.Küresel Rekabet ve Yeşil Üretim
Günümüz dünyasında sanayi tesisleri üretim hacimlerinden ziyade; enerji verimliliği, karbon ayak izi, çevresel performans ve sürdürülebilirlik kriterleriyle değerlendiriliyor. Avrupa başta olmak üzere gelişmiş ekonomilerdeki bu dönüşümün Türkiye’deki güçlü temsilcisi olmayı amaçlayan EKOSAN; modern altyapısı ve yeni nesil kooperatifçilik modeliyle dikkat çekiyor.EKOSAN Yönetim Kurulu Başkanı Murat Erat, güçlü ekonomi ile çevresel sorumluluğun birbirini tamamladığını belirterek, sanayinin yalnızca üretim gücüyle değil çevreye karşı sorumluluğuyla da geleceği şekillendireceğine inandıklarını vurguluyor. Proje, güçlü sanayinin doğaya rağmen değil, doğayla birlikte yükselebileceğini gösteren somut bir kalkınma modeli sunuyor.